Kurs ararken herkes fiyat soruyor, çoğu kişi sınıf mevcudunu sormuyor. Oysa ikisi doğrudan birbirine bağlı.
Ders süresi sabit, kişi sayısı değişken
Bir ders 90 dakika sürüyorsa ve bu sürenin diyelim 40 dakikası öğrencilerin konuşmasına ayrılmışsa, bu 40 dakika sınıftaki kişi sayısına bölünüyor. Sekiz kişilik bir grupta kişi başına beş dakika düşüyor; yirmi kişilik bir sınıfta iki dakika.
Bu hesap kulağa kaba geliyor ama pratikte daha da keskin işliyor. Kalabalık sınıflarda konuşma süresi eşit dağılmıyor: özgüveni yüksek birkaç öğrenci söz alıyor, geri kalan dinliyor. Dersten çıkan herkes aynı konuyu görmüş oluyor ama aynı pratiği yapmış olmuyor.
Geri bildirim de bölünüyor
Yazma ödevi verildiğinde de aynı şey oluyor. Sekiz metni tek tek okuyup her öğrenciye kendi hatası üzerinden dönmek mümkün; yirmi metinde bu çoğu zaman genel bir "şu hataya dikkat edin" uyarısına dönüşüyor.
Dil öğreniminde ilerlemeyi sağlayan şey tam da bu kişisel geri bildirim. Kendi kurduğunuz yanlış cümleyi görüp düzeltmeden, o yanlış kalıp yerleşmeye devam ediyor.
Peki kaç kişi doğru sayı?
Tek bir doğru sayı yok, ama bir eşik var: öğrencinin "bugün hiç konuşmadım" diyebildiği her sınıf fazla kalabalık. Pratikte bu eşik sekiz-on kişi civarında başlıyor.
Çok küçük gruplar da ideal değil. İki kişilik bir sınıfta konuşma sırası bol ama çeşitlilik yok; farklı aksanları, farklı konuşma hızlarını ve hazırlıksız diyalogları deneyimlemek zorlaşıyor.
Kurs ararken ne sormalı?
Fiyat sorduğunuzda yanıtı tek başına değerlendirmeyin. "Bu fiyat kaç ders saatini kapsıyor ve sınıfta kaç kişi oluyor?" diye sorun. Düşük görünen bir fiyat, kalabalık sınıfta ve az ders saatiyle veriliyorsa kişi başına düşen gerçek değer çok daha düşük olabiliyor.
Bizde gruplar en fazla 8 kişilik; bu sayıyı bilinçli olarak düşük tutuyoruz. Fiyatın neye göre belirlendiğini fiyatlandırma sayfamızda ayrıntılı anlattık.