Velilerin en sık dile getirdiği şikâyet bu. Çoğu zaman sorun çocukta değil, dilin öğretilme biçiminde.
Bilmek ile kullanmak aynı şey değil
Okulda İngilizce çoğunlukla yazılı olarak öğretiliyor: kelime listeleri, dilbilgisi kuralları, boşluk doldurma. Bu yöntem sınavlarda işe yarıyor ve çocuk iyi notlar alabiliyor.
Ancak konuşmak farklı bir beceri. Anlamak alıcı, konuşmak üretici bir eylem ve ikisi ayrı ayrı çalıştırılması gereken kaslar gibi. Hiç konuşma pratiği yapmamış bir çocuğun kelime dağarcığı geniş olsa bile cümle kurarken takılması normal.
Sessizlik dönemi gerçek bir şey
Dil öğreniminde "sessiz dönem" diye bilinen bir aşama var: çocuk duyduklarını içine alıyor ama henüz üretmiyor. Bu dönem haftalarca sürebiliyor ve dışarıdan "hiçbir şey öğrenmiyor" gibi görünüyor.
Bu aşamada zorlamak genellikle ters tepiyor. Çocuğu akrabaların önünde "hadi İngilizce bir şey söyle" diye sınamak, dili performans kaygısıyla ilişkilendirmesine yol açıyor.
Evde ne yapılabilir?
Çocuğun seviyesine uygun, kısa ve tekrar eden içerikler işe yarıyor: aynı çizgi filmi tekrar tekrar izlemek, aynı şarkıyı söylemek. Tekrar, bu yaşta sıkıcı değil, güven verici.
Düzeltme konusunda dikkatli olun. Çocuk yanlış bir cümle kurduğunda hatayı işaret etmek yerine, doğrusunu doğal bir cevap içinde tekrarlamak daha etkili oluyor.
Kurs tarafında neye bakmalı?
Çocuğunuz için kurs ararken sınıf mevcudunu ve ders akışını sorun. Yirmi kişilik bir sınıfta çocuğun her derste konuşma sırası gelmiyor; sekiz kişilik bir grupta geliyor.
Derste ne kadar sürenin konuşmaya ayrıldığını da sorun. Çocuk programımızda her derste eşli ve grup halinde konuşma etkinliği var; okul müfredatını desteklemek üzere kurulu. Okul öncesinde ise ders tamamen şarkı, oyun ve kısa hikâyelerle ilerliyor.